![]() |
|
![]() |
#1 |
|
Balıklarda Renk Maddeleri ve Pigmentasyon
GENETİK YAPI
Balıkların, türsel ve bireysel özelliklerine bağlı olarak Carotenoid’lerden yararlanma yetenekleri farklı olabilmektedir. Genetik yapı ile belirlenen bu özellikler, ancak uygun çevresel koşullar bulunduğunda kendini gösterebilmektedir. Bu yüzden Carotenoid uygulaması yapılacak olan balıklarda, herşeyden önce renklenme oluşturabilecek bir genetik yapının olması gerekir. Kırmızı Tilapia’lar (O. Mosambica x O. Niloticus) üzerinde yapılan bir çalışmada, renklenmenin iki gen tarafından kontrol edildiği ve genler arasında “ekivalensi” olduğu bildirilmektedir. Aşağıdaki çizelgede görüldüğü gibi, pembe renk geni sadece homozigot halde iken (RR) fenotipte etkisini gösterebilmekte, resesif aleli ile birlikte(Rr) ise kırmızı renklenme ortaya çıkmakta, iki resesif gen (rr) ile birlikte bulunduğunda ise siyah renklilik görülmektedir. Çoğu balıklarda renklenmenin genetik mekanizmasının böyle işlediği sanılmaktadır. Ebeveynler Fı Dölü Fenotip Genotip Fenotip Genotip Pembe - Pembe RR-RR Pembe RR Pembe - Kırmızı RR-Rr Pembe – Kırmızı RR-Rr Pembe – Siyah RR-rr Kırmızı Rr Kırmızı – Kırmızı Rr-Rr Pembe – Kırmızı – Siyah RR-Rr-rr Kırmızı – Siyah Rr-rr Pembe – Siyah RR-rr Siyah – Siyah rr-rr Siyah rr BALIK BÜYÜKLÜĞÜ, YAŞI VE CİNSEL OLGUNLUK DÜZEYİ TORRISSEN ve ark.(198, daha önce yapmış oldukları çalışmalarından (1984-1985) farklı olarak, alabalıklarda, balık büyüklüğü ve yaşın, pigmentasyonda önemli olduklarını, dokulardaki Carotenoid birikiminin balığın büyüklüğüne bağlı olarak arttığını belirmişlerdir. CHRISTIANSEN ve ark.(1989), 1 yaşında 17 g ve 2 yaşında 125 g ağırlığındaki alabalıklarda, 63 gün süresince Canthaxanthin uygulaması sonucunda küçük balıklarda da renklenmenin sağlandığını bildirmişlerdir. TORRISSEN ve ark.(1989), yapmış oldukları bir çalışmada, bu konuyu daha açıklık getirdiklerini, 30 g’ dan küçük alabalıklarda, Canthaxanthin uygulaması ile pigmentasyonun sağlanamadığını, 30-100 g arası ağırlığındaki balıklarda ise pigmentasyonun tedrici olarak arttığını, 100 g. Ve üstündeki alabalıklarda ise pigmentasyonun ani olarak arttığını bildirmişlerdir. Son yıllarda ki yapılan çalışmalarda balık büyüklüğü ile pigmentasyon arasında pozitif bir ilişkinin olduğunu destekler görünmektedir. Dokulardaki A vitamini, E vitamini ve lipid gibi nütrienlerin, dokulardaki Carotenoid birirkimi üzerine arttırıcı etkisi olduğuna ait bulgular vardır. Gökkuşağı alabalığı üzerinde yapılan bir araştırmada, erkek ve dişi bireyler arasında Toplam karotenoyit miktarlarının farklı olmadığı, ancak bulundukları yerlerin farklı oldukları belirtilmektedir. KAROTENOYİTLERİN BİYOLOJİK İŞLEVLERİ Karotenoyitlerin , bir kısmı henüz kesinlik kazanmayan biyolojik işlevleri aşağıda özetlenmiştir. • Fertilizasyon hormonu gibi görev yapmak, • A vitaminin provitamini olarak iş görmek, • Yüksek sıcaklık, ışık, amonyak ve düşük oksijen düzeyi gibi sert çevresel koşullara karşı balığın töleransını arttırmak, • Anti – oksidan etkisi ile, kanser riski taşıyan serbest radikallerin elimine edilmesin rol oynamak, • Hafif deri yaralanmalarında koruyucu etki yapmak, • Bağışıklık oluşumunda immün reaksiyonu güçlendirmek, • Larva dönemde balığın yaşama gücünü, büyüme ve gelişmesini arttırmak . KAMUFLAJDA PİGMENTASYONUN ROLÜ Hayvanlar aleminin su altında yaşayan temsilcileri de kendi savunma mekanizmalarını geliştirir. Kimi, hızlı ve çeviktir; düşmanlarından kaçarak kurtulur. Kimi çok ağır hareket eder., ama zırhlı bir kabuğa sahiptir. Kimi, olduğundan farklı görünerek düşmanını korkutur. Bazılarının da zehirli iğneleri vardır. Kamufle olan bu hayvanı, doğal ortamında fark etmek çok zordur. Bu yüzden kamuflaj aynı zamanda çok önemli bir silahtır, çünkü bir yandan düşmanlarından gizlenirken aynı anda görünmez birer avcı olurlar. Hayvanların bir çoğunda bulunan uzun süre hareketsiz kalabilme yeteneği, kamuflajla birleşince ortaya mükemmel bir savunma ve avlanma stratejisi çıkar. Bir balıktan çok bir sürüngene benzeyen uzun vücutlu, uzun kafalı, boru ağızlı deniziğneleri, Akdeniz’in en şaşırtıcı balıklarındandır. Rengini yaşadığı ortama uyduran deniziğnesi, denizçayıları ve yosunlar arasında taşlık zeminde yaşar. Syngnathus tayphle, denizçayırlarının (Posidonia oceanica) arasına girince onu fark etmek neredeyse imkansızlaşır. Vücut yapısı düşmanlarından hızla kaçmasına uygun olmadığı için, denizçayırları arasında hareketsiz kalarak tehlikenin geçmesini bekler. Denizçayırlarını taklit ederek, onların yeşilimsi rengini ve desenini alır, kafası yukarı gelecek şekilde adeta aslılı kalarak durur. Avını kovalayamadığı için, kamufle olduğu ortamda onun iyice yaklaşmasını bekler. Sonra da ağzını vakum gibi kullanarak, 3-4 santimetre uzağında ki avını kendine çeker. Deniz kenarından veya bir tekneden sualtına bakıldığında, dip yapısının rengi yüzeyden daha koyu olduğu için, sualtı karanlık görünür. Ancak, sualtından yukarıya doğru bakıldığında, güneş ışığının ortamı aydınlatması nedeniyle sualtı berrak ve açık renktedir. Yukarıdan bakıldığında karanlığa, aşağıdan bakıldığında da aydınlığa uyum sağlamak isteyen balıkların birçoğunun vücudunun üst tarafı karınlarına göre daha koyu renktedir. Tıpkı sırtı koyu gri veya lacivert olup karnı gümüş rengindeki barrakudalar (Sphyraena sphyraena) gibi. Sürüler halinde dolaşan barrakudaların gövdelerinin yan tarafından aşağıya inene dikey çizgiler, aslanların saldırısından kurtulmak isteyen zebraların çizgileriyle aynı amacı taşır; düşmanı şaşırtmak. Horozbinaların en büyük türlerinden olan Parabennius gattorugine ise kovuklarda ve taş deliklerde yuva kurar. Sığ sularda avlanırken martılara yem olmamak için rengine uygun kalkerli yosunların (Corallina elongata) üzerinde, hareketsiz bekleyerek kamufle olur. Akdeniz’ in en yetenekli kamuflaj ustaları, Scorpaenidae familyasına ait balıklardır. Sualtında kamuflaj denince akla ilk gelen türler, bu familyaya ait olan iskorpit ve lipsozdur. Taşlık alanlarda ve genellikle güneş görmeyen bölgelerde yaşayan lipozları, sualtında fark etmek çok zor. Büyüklerine oranla daha zehirli olan küçük lipsozlar, dip balığı olduğu için neredeyse bütün gün hareketsiz yatarak avlarının yakına gelmesini bekler. İstedikleri anda vücutlarının rengini değiştirerek, adeta görünmez olurlar. Sualtı deyince hepimizin aklına balıklar gelir, fakat kamuflaj tekniklerini kullanarak hayatta kalma mücadelesi veren başka canlılar da var. Sualtında yaşayan en akıllı canlılardan biri olan ahtapot (Octopus vulgaris), aynı zamanda usta bir kamuflaj sanatçısıdır. Birden fazla kamuflaj tekniği kullanır. Renk uyumu, desen ve mimik taklidi. Ahtapot, derisinde bulunan kromatofor adındaki renk hücreler, sayesinde, arka plandaki oluşumların rengini ve desenini alır. Ayrıca bir ahtapotun rengi, onun o anki ruh halini de yansıtır. Derisi korktuğu zaman beyaz, kızdığı zaman kırmızı olur. Kamuflajın en basit yöntemlerinden olan arka plana uyum sağlama tekniği horozbina, yengeç ve tüplü kurtlar tarafından kullanılıyor. Sualtında kamuflajın en etkili tekniği ise renk değiştirmek. Ani ortam değişiklikleri karşısında hızla rengini değiştirip ortama adapte olan sualtı canlılarının başında ahtapot, kalamar, iskorpit ve lipsoz geliyor. Tüm bu tekniklerin dışında bazı canlıların vücut yapıları ya da desenleri de, onların düşmanlarından gizlenmelerine yardımcı olur. Sürü halinde avlanan barrakudaların gövdelerindeki şeritler sayesinde büyük bir çizgi kümesi halinde algılanması deniz çayırlarına tıpatıp benzeyen vücut yapılarıyla deniziğnelerinin; incecik gövdeleriyle de deniz örümceklerinin süngerler üstünde adeta görünmez olması gibi. Yüz yıllar boyunca evrim geçiren canlıların çevreye uyum göstermesinin bir tek basit sebebi var: Yiyecek bulmak ve düşmanlarına yem olmamak. Bir başka deyişle hayatta kalmak... SONUÇ Alabalık ve az da olsa akvaryum balıkları yetiştiriciliği, yurdumuzda son yıllarda modern üretim tesislerinin kurulmasıyla büyük gelişmeler göstermiştir. Ancak bu gelişmeler, bakım ve beslenme sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Renk kalitesinde kendini gösteren sorunlar, pazarlamada, özellikle dış satımda daha da yoğunluk kazanmaya başlamıştı. Alabalık tüketiminde, gerek yurdumuzda gerekse dış ülkelerde tüketicicnin tercihi, doğal alabalık rengine yakın pembe renklilik doğrultusundadır. Pigmentasyon, akvaryum balıkları için daha da büyük önem taşımaktadır. Zira renk olgusu, pazarlamada önemli kriterler arasındadır. Başta japon balıkları olmak üzere bir kısım akvaryum balıklarında renklenme geç olmakta veya istenilen nicelikte renk oluşumu sağlanamamaktadır. Bu durum ise balıkların Pazar arzını ve değerini önemli derecede düşürmektedir. Karotenoyitleri sentezlemeyen balıklar bu maddeleri dışardan almak zorundadırlar. İstenilen düzeyde renklenmenin sağlanabilmesi için genetik ıslahın yanında, balık rasyonlarına doğal veya sentetik renk maddeleri katma zorunluluğu vardır. |
Sponsorlar/Google Reklamları |
Bu alandan sitenizi, ürünlerinizi tanıtabilirsiniz. Bilgi almak ve reklam vermek için bize ulaşın.
|
![]() |
Etiket (Tag) Ekle |
balıklarda, maddeleri, pigmentasyon, renk |
|
![]() |
||||
Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
E500- E600 Farklı Fonksiyonlardaki Katkı Maddeleri | Livadi | Gıda Mühendisliği ve Teknolojisi | 0 | 18.12.2009 12:59 |
Bitki Besin Maddeleri ve İz Elementler | Mr.Muhendis | Toprak Bilimi ve Bitki Besleme | 0 | 11.12.2009 12:49 |
Bitki Besin Maddeleri ve Görevleri Nelerdir | Mr.Muhendis | Toprak Bilimi ve Bitki Besleme | 0 | 11.12.2009 12:42 |